Overblog
Suivre ce blog Administration + Créer mon blog
Sedef Ecer

Tiyatro - Sinema - Televizyon - Radyo

Uzun bir aradan sonra

Publié le 12 Septembre 2020 par Sedef Ecer Turkce

Burayı çok ihmal ettim. Bu arada yeni oyunlar yazdım, eski oyunlar yeni yapımlarda yer aldı, oyunlarımın sahnelendiği ya da konuşmacı olarak davet edildiğim New York, Tahran, Penang, Marsilya, Nantes, San Francisco gibi bir çok kente seyahatler, yeni kitaplar, yepyeni projeler, seyirci ve okur buluşmaları oldu. Ayrıntılar Fransızca websitemde: https://www.sedefecer.com Bir de geçen yıl nihayet Türk okurlarla buluştum; Habitus üç oyunumu, bunlar hakkında dış basında çıkmış makaleler ve iki akademisyenin inceleme metinleriyle birlikte yayınladı. http://habituskitap.com/kitaplarimiz/e-multeci-first-lady-kenardakiler/ 

Bir güzel haber de, Fransa Göç Müzesi'nin yayınladığı Hommes et Migrations dergisinin Kasım sayısında gelmiş geçmiş en büyük göçmen kadınların arasında yer almak oldu. Gerçekten büyük onur duydum. 

Bu arada hayat hepimizi Covid kabusuyla tanıştırdı, San Francisco'da iki ay oynanması gereken oyunum iki haftada kaldırıldı, (ama kalkmadan çok güzel eleştiriler aldı ve NY Times Theater Highlight sayfasına girdi) Saint Nazaire Devlet Sahnesi'nde 2020 Kasım ayında başlaması gereken oyunum ve hazırlamakta olduğumuz bir başka oyunun provaları da iptal edildi. Fransa'nın prestijli iki kurumu Centre National du Cinéma ve SCAM'dan 3 ödül kazanan film projem durdu. 

Ama elbette bir hiperaktif olarak boş durmadım, karantina dönemini yeni işlerle geçirdim, 2020 Ocak ayında haberdar edeceğimi umuyorum. Bu arada yaptığımız işleri takip etmek isterseniz Twitter hesabım

https://twitter.com/sedefecer

Kültür sektörü bu pandemiden büyük yaralarla çıkacak ama geleceğe inanmaya devam ediyorum. Yaralarımızı yine sanat saracak. Bu romantik bir dilek değil, aksine, son derece gerçekçi bir bakış açısı. Hayallerin gücüne inanıyorum. İnanıyoruz. 

 

 

 

commentaires

FRANKOFON KADIN YAZARLAR PARLAMENTOSU

Publié le 1 Octobre 2018 par Sedef Ecer Turkce

Yürütme komitesinde olduğum Frankofon Kadın Yazarlar Parlamentosu ilk toplantısını yaptı ve ilk manifestosunu yayınladı. Le Monde, France Télévisions, TV5, RFİ, La Croix, Livres Hebdo gibi bir çok önemli Fransız yayın organının yer verdiği parlamento beş ayrı konuda hedefler belirledi. Fransız basınındaki makale ve görüntülere Fransızca web sitemden ulaşabilirsiniz: https://www.sedefecer.com

Türkçe makale: Cumhuriyet

 

commentaires

ÜÇ OYUNUM 13 TEMMUZ'DA HABİTUS YAYINLARINDAN TÜRKÇE OLARAK ÇIKIYOR

Publié le 1 Février 2018 par Sedef Ecer Turkce

Türkçeye çevrilmiş ve çevrilmemiş oyunlarım hakkında bilgi isteyenler çoğaldı. Ben de herbirinin kısaca sinopsisini ve hatırladığım yapımların yönetmen ve tarihlerini şöyle bir özetledim. Bunlardan üçü 13 Temmuz Cuma günü Türkçe olarak raflarda olacak. (HABİTUS)

 

SUR LE SEUİL – EŞİKTE

Yazım tarihi: 2008 (Felsefi puzzle)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer-İzzeddin Çalışlar

Yönetmen: Elise Chatauret (2010) Sedef Ecer (2010) Diane Lentin (2016) Lisie Philip (2017) (ve Fransa, Polonya, Yunanistan'da bir çok yönetmen…) 

 

Hayatımızda eşikte olduğumuz anlardan sahneler. Kapıyı açıp girmeli miyiz, geri dönüp gitmeli miyiz? Belki de eşikte, öylece durmalıyız bir ömür boyu. Aşk, savaş, aile ilişkileri, geçmişte kalmış sırlar, ölüm üzerine eşiktelik durumları. Bir sahnedeki ana karakter, başka bir sahnede yan karakter olarak karşımıza çıkar.

 

A LA PÉRIPHÉRIE – KENARDAKİLER

Yazım tarihi: 2009 (Bir topografi masalı)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer-İzzeddin Çalışlar

Yönetmen: Thomas Bellorini (2014) Tina Brueggemann (2015) Hansguenther Heyme (2016) Mert Öner (2016) (ABD'de Lisa Rothe, Evren Odcikin, Elisabeth Huffman ve daha bir çok yönetmen…)

 

İki zaman dilimi, iki çift.

Geçmiş: Bir gecekondu mahallesi. Brezilya, Güney Afrika, Gabon, Guatemala, Hindistan, Sri Lanka, Küba, Türkiye? Hepsi olabilir.  Köyden yeni göçmüş Dilcha ve Bilo. İki gencin tek hayali var: Duvarları mukavvadan, camları plastikten de olsa bir ev. Bir iş. Haysiyetli bir yaşam. İki karakterin hayatı her geçen gün değişirken Roman kadın Kibele büyüleri ve fallarıyla mahalleye umut ve mucize dağıtır.

 

Bugün: Aynı semtte iki genç. Azad ve Tamar. Tek hayalleri buradan gitmek, gidebilmek. Mahalle yavaş yavaş kentsel dönüşüme uğramış. Bu kez umut dağıtan karakter, telefonla bağlananlara mucizeler vaat eden bir televizyon sunucusu olmuş.

 

İki öykü paralel ilerler. Yavaş yavaş Tamar’ın Kibele’nin kızı, Azad’ın Dilcha ve Bilo’nun oğlu olduğunu anlarız.

 

LES DESCENDANTS - SİLSİLENAME

Yazım tarihi: 2011 (Uzayla yeryüzü arasında gidip gelen bir hayal)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer-İzzeddin Çalışlar

Yönetmen: Bruno Freyssinet (2012) Eve Lamarche (2016)

 

Birinci nesil : Dünyanın bir köşesi. Bir insanlık suçu yaşanmakta. Komşular birbirlerini ihbar etmiş, kimi kez öldürmüş.

İkinci nesil: Hem kurbanların, hem cellatların çocukları çareyi susmakta bulmuşlar.

Kurbanların çocuğu Dounia arkeolog olmuş. İnsanlık suçunun işlendiği bu köye, yıllar sonra kazı şefi olarak bir lahdi kurtarmak için dönmüş. Baraj yapılınca sular altında kalacak bu arkeolojik sitede bulduğu kemikler aslında antik nekropole değil, sadece 40 yıl öncesine ait.

Cellat “tarafının” çocuğu Anou ise uzay bilimci olmuş. Milyonlarca yıl önce yok olmuş yıldızların, kara deliklerin peşinde.

Dounia mikroskopla yere bakıyor, kazıyor. Anou teleskopla gökyüzüne bakıyor, hesap yapıyor. İkisi de geçmişin izinde. Bakışları bir karşılaşsa geçmişle yüzleşebilecekler.

Üçüncü nesil: Yüzleşme, uzlaşma.

 

VA JUSQU’OÙ TU POURRAS

Üçlemeyi yazanlar: Sedef Ecer, Michel Bellier, Stanislas Cotton

L’ABSENTE - KAYIP KIZ ya da EKSİK

Üçlemenin ilk oyunu: Sedef Ecer

Yazım tarihi: 2012 (Yol öyküsü)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer-İzzeddin Çalışlar

Yönetmen: Joëlle Cattino

 

Bir çağdaş sanat sergisi. Dünyaca ünlü, son derece trendy sanatçı Assia bizi (seyirciyi) sergisine davet eder. Hafif bir aksanla konuşmaktadır. Vitrinlerdeki objeler, video yerleştirmelerle 25 yıl önce dünyanın uzak bir köyünden kaçmış bir genç kızın öyküsünü anlatmaktadır. Kızın hayatına gireriz: Töre kurbanı, çocukken evlendirilmiş Perce-neige (Karçiçek) depremde göçük altında kalmıştır. Ailesi öldüğünü zannedecektir ama aslında o bir delik bulup kaçar. Ayağı saatlerce bir sütunun altında kaldığı için topal kalmıştır ama hiçbir şey onu durduramamıştır. Uzun bir yolculuktan sonra iki kadın arkadaşıyla birlikte 80’lerde Paris’e ulaşmıştır.

 

Kızın hikayesi bir yerden sonra kesilir. Arkadaşları da röportajlarda şu anda nerede olduğunu bilmediklerini söylerler.

 

Sanatçı Assia da buradan sonrasını bilmediğini söyler.  

 

Oyun biter, Assia son sahnede yerinden kalkar, topallayarak uzaklaşır.

 

TROİS ARBRES À ISTANBUL - İSTANBUL’DA ÜÇ AĞAÇ

Yönetmen: Jean-Matthieu Zand

Yazım tarihi: 2013 (Gerçek tanıklıklardan yola çıkarak yazılmış çakma belgesel, 10 bölüm radyo tiyatrosu)

 

İstanbul’da bir park. 50 tanık, 29 Mayıs - 16 Haziran arasında yaşadıklarını anlatır.

 

LA DERNIERE ROUTE - SON YOLCULUK

Yazım tarihi: 2012 (Gerçekçi bir aile hesaplaşması)

 

İki kızkardeş. Eski yıldız Fréd artık gözden düşmüş şarkıcı olduğundan ucuz turnelere çıkmaktadır. Ablası Marie senelerce kardeşinin menajerliğini yapmıştır. Son yıllarda taşra turnelerine gitmek için kilometrelerce yol gitmişlerdir, arabayı hep Marie kullanmıştır. Bu gece de şoför odur. Önlerinde başka bir turne teklifi yoktur. Fréd her çalan telefondan bir mucize bekler ama teklif gelmez.

 

Yol boyunca eski hesapları kapatırlar. Geceyi çocukluklarından, ergenliklerinden, gençliklerinden, başardıklarından ve başaramadıklarından söz ederek, birbirlerine bazı şeyleri ilk kez söyleyerek geçirirler. Arada bir arabayı kenara çekerler, hatırlar, ağlar, hesaplaşır, kavga eder, şarkı söylerler. Cep telefonları da birer karakter gibi onlara eşlik eder. 

 

E-GHOST COMPANY – E-HAYALETLER ŞİRKETİ ya da SİBER TEMİZLİK DÜKKANI

Yönetmen: Sophie-Aude Picon

Yazım tarihi: 2014 (Fantastik bilim kurgu, 10 bölüm radyo tiyatrosu)

 

Öldünüz ve öbür dünyaya düştünüz. Ama dünyadan ayrılmadan önce internette bıraktığınız izleri silecek zamanınız olmadı. Geriye temiz bir siber-miras bırakmak istiyorsunuz. E-Hayaletler Şirketi’ni arayın, sanal kişiliğinizle ilgili utandığınız ne varsa silsin.

 

Ölümlerinden hemen sonraki birkaç dakika içinde şirketin danışma servisine gelen karakterlerin hikayeleri.

 

LADY FİRST – FIRST LADY

Yazım tarihi: 2012 (Siyasi fabl, komedi)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer

Yönetmen: Jean-Philippe Puymartin (2015) Vincent Goethals (2016), Jonathan Pinvidic (2018)

 

Eski Mezopotamya’nın Arap Baharı yaşamamış küçük bir ülkesi. Komşu ülkeler sarsılırken nehir kenarına sıkışmış bu minicik ülke, “eski tip bir ailevi diktayla” mutlu mesut yaşamaktadır. Daha doğrusu Başkan’ın karısı öyle sanmaktadır. Aslında başkentte ufaktan başlayan ayaklanma tüm şehirlere yayılmaya başlamış, bunu haber alan Başkan, çocukları ve bazı bakanlar çoktan kaçmıştır. Yazlık sarayında bulunan First Lady halkın saraya doğru ilerlemekte olduğunu öğrenir. Etrafında sadece Özel Kalem Müdürü, stilist-astrolog-yaşam koçu ve tasarımcı görevlerini de üstlenen travesti yardımcısı kalmıştır. 

 

Onu kurtarması için yollayacakları özel uçağına sakladığı altınları, Gucci-Prada elbiseleri ve gizli dosyaları yükleyip kaçacağını sanmaktadır ama minicik bir helikopter gelir ve iki yardımcısı da, Marie-Antoinette’in çevresindekiler gibi onu bırakarak kaçar.

 

Son sahnede halk sarayın bahçesine ulaşmış ve kaplanların kafesini açmıştır. Çağdaş Lady Macbeth yırtıcı hayvanlara yem olurken şiirsel bir tiradla, opera dinleyerek ayakta ölür.

 

E-PASSEUR.COM – E-MÜLTECİ.COM

Yazım tarihi: 2016 (Hem antik hem çağdaş siber-trajedi)

Türkçe çeviri: Sedef Ecer-İzzeddin Çalışlar

Yönetmen (Türkiye ve Fransa): Sedef Ecer

Yönetmen (ABD) : Lisa Rothe

Ve çeşitli amatör yapımlar 

 

Ülkeler ortadan kalkmış, şirketler hükümetlerden güçlü konuma gelmiş, BM kendi kendini feshetmiştir. Tüm dünya nüfusu mültecidir artık. Kimisi siyasi, kimisi ekonomik, kimisi de iklimsel göçmendir. Tek adresleri cep telefonlarıdır. Bir yerde bir savaş ya da bir iklim felaketi patladığında ellerindeki cep telefonlarıyla oradan oraya kaçmaktadırlar. Dünyanın üç köşesinde üç kadını cep telefonlarından takip ederiz. Guatemalalı ebe Anaba San Francisco’ya, Viyetnamlı kuaför Hoa Mi Paris’e, Suriyeli arkeolog ve hamile Zeynab Londra’ya doğru yola çıkmıştır. Whatsapp, Facebook, Twitter, Google Map gibi uygulamalardan izlediğimiz üç kadının bir trende karşılaşmasına tanık oluruz.

 

Zeynab’in sancısı başlar, ebe olan Anaba trende yanında oturan Hoa Mi’nin yardımıyla ona doğum yaptırır. Yeni bir yaşamla umut yeniden yeşerir.

 

Bu oyuna ek olarak bir de enstalasyon çalışması tiyatronun fuayesinde sergileniyor: Oyundaki karakterlerin cep telefonları bir masa üzerinde (kablolarla masaya bağlı olarak) duruyor, izleyici oyundan önce ve sonra bu aletlere girerek karakterlerin Facebook, Twitter sayfalarına, özel mesajlarına girebiliyor.

 

ÇOK MODERN ORİENT-EXPRESS

İlk ve kısa versiyonu: Sedef Ecer - Dagrun Hintze 

Yönetmen (Almanya): Tina Brueggemann

İkinci versiyon: Sedef Ecer

 

Sabahın erken saatleri.

 

İstanbul’da bir tren istasyonu. Tarihi Orient-Express’in son durağı. Gerçeklik arıyorsak Sirkeci Garı’ndaki Orient-Express kahve-lokantası.

 

Paris’te bir tren istasyonu. Tarihi Orient-Express’in öteki ucundaki gardaki bir kafe-restoran.

 

İki mekanda da bir süre önce bir patlama olmuş, bir tarafta Türk garson, bir tarafta Fransız garson hala saldırının şokunu atlatamamış. Avrupa’nın iki ucundaki bu iki şehirde terör saldırısında ölenler ve yaralananların anıları iki lokantada da havada uçuşmakta. Sabah trenini bekleyenler, trenden indikten sonra bir şeyler içmeye ya da yemeye gelenler girip çıkmakta.

 

Birbirine ayna tutan Fransız ve Türk karakterler hep birlikte korkuyu, nefreti, travmayı ve dehşeti yenmeye çalışırlar. Her ne kadar artık, Paris’te kruvasanla kahvenin, İstanbul’da da simitle çayın eski tadı olmasa da.

 

DUSE – MEDUZA

Yazım tarihi: 2017 (Bir tutam saçın dünya turu)

 

Libya’da antik Meduza tapınağının yanındaki bir köy. Köy halkı, antik Yunan ve Roma mitolojisindeki Meduza hikayesini asırlar boyunca ağızdan ağıza değiştirmiştir: Burada "hafif" kadınların öbür dünyada saçlarının yılana dönüşerek onları boğacağına inanılmaktadır.

 

Şahar, doğumundan beri kestirmediği saçlarını kesip erkek kılığına girip kaçar. Yola çıkmadan önce saç örgüsünü salkım söğüdün altına gömer.

 

Saçları bundan sonra peruk, postiş, dreadlocks, kaynak örgü olup dünyanın farklı yerindeki kadınların kafasında bir yolculuğa çıkacaktır. Londralı burjuva Emma, Filipinli kanser hastası Liwaia, New Yorklu Hasidik Yahudi İlana, Kongolu aktivist Aminata, Kübalı aktris Laritza, İranlı travesti Hazal ve Fransız Müslüman Amina farklı nedenlerle peruk ya da kaynak kullanmak zorunda kalacaktır.

 

Saçların son sahibi Amina ile ilk sahibi Şahar Yunanistan’da bir Meduza heykelinin önünde birbirlerine rastlar.

 

RUPTURES – AYRILMALAR

Sedef Ecer – Sonia Ristic

Yönetmen: Laurent Maindon (2019)

31 Aralık günü. Uluslararası bir havaalanında ve otel odalarında çeşitli ayrılık sahneleri.

 

 

 

commentaires

Toulon Devlet Sahnesi ve Paris Göç Müzesi oyunlarımız

Publié le 23 Octobre 2017 par Sedef Ecer Turkce

E-passeur.com adlı oyunum kendi mizansenimle seyirciyle bir kez daha buluştu. 2016 İstanbul Festivali sırasında Türkçe olarak sahneye koyduğum oyunu, ardından aynı yıl Fransa'da ve Fransızca olarak Théâtre du Peuple ve Toulon Devlet Sahnesi gibi iki önemli salonda bir kaç kez sunmuştuk.

Bu sonbaharda oyunun son versiyonunu oynadık. Üç göçmen kadının seyahatlerini cep telefonlarındaki uygulamalardan takip ettiğimiz oyuna bir de sergi eşlik etti. İzleyici oyundan önce ve sonra oyun karakterlerinin cep telefonlarına girerek hayatlarını izledi.

Toulon Devlet Sahnesi ve Paris Ulusal Göç Tarihi Müzesi gibi çok özel iki mekanda oyunlarımızı dolu salonlara oynadık. Bu serinin ardından Mart ayında çok büyük bir sahnede oynamak yeni bir tecrübe olacak.

Oyunu ayrıca Avignon Festivali 2016 yılında resmi programına almıştı: Avignon Festivali, RFi radyo kanalı ve Fransa Eser Sahipleri Kurumu ortak yapımı olarak festivalin resmi (in) bölümünde radyo prodüksiyonu olarak seyircili ve canlı sunulmuştu. Bu gösterim sırasında yapılan ve RFİ radyosunda yayınlanan yapımı Belçikalı ünlü yönetmen Armel Roussel yönetmişti.

Link'ler:

Toulon Devlet Sahnesi röportajı

20. İstanbul Festivali Temsillerimiz

2016 Avignon Festivali resmi bölümünde radyo tiyatrosu olarak sunumu

2016 Avignon röportajı

Fransa'nın en eski tiyatro festivali kapsamında Théâtre du Peuple'de oynanan oyunlarımız

Toulon Devlet Sahnesi 2016 halka açık provalarımız

2017 Toulon Devlet Sahnesi oyunlarımız

Ulusal Göç Tarihi Müzesi'ndeki oyunlarımız

2018 Jean Vilar Tiyatrosu

Oyuna eşlik eden sergi

Fotoğraf: Göker Arıca

 

 

commentaires

BAYAN YANI

Publié le 27 Septembre 2017 par Sedef Ecer Turkce

Çok sevdiğim Bayan Yanı dergisi Eylül sayısına şu yazıyla konuk oldum:

O NEM ORAYA NASIL GELDİ ?

 

İki haber üstüste düştü önüme Twitter’da. Birincisi kürtaj yasağına direnen Şilili kadınların zaferini, ikincisiyse Şili’deki bir çölün çiçeklerle dolduğunu anlatıyordu. Muhteşem fotoğrafların yer aldığı bu ikinci haberde olayın bilimsel açıklaması da vardı: El Niño fırtınası yüzünden yaşanan atmosfer değişikliği çöle nem getirmiş, bunun sonucu olarak da çölde rengarenk çiçekler açmıştı.

 

Meteoroloji uzmanları öyle açıklasın, ben şimdi size işin aslını anlatacağım.

 

Atacama Şili’nin kuzeyinde bir çöl. Nemli gezegenimizin en nemsiz yeri. Hiç bir hayvanın, çiçeğin, bitkinin, en dayanaklı kaktüsün, en kansız böceğin bile yaşayamadığı bir toprak. Toprak bile denmez aslında, neredeyse taşa dönüşmüş bir harç bu. O kadar kurak ki bu çöl, cesetler kendiliğinden mumyalaşıyor ; arkeologlar binlerce yıl önce lama kervanlarıyla buradan geçmiş bedenleri, eşyaları ya da duvar resimlerini adeta oraya dün bırakılmış gibi buluyor.

 

Hava hiç bir parçacığı barındırmadığından NASA dünyanın en büyük rasathanesini kurmuş buraya. Dünyanın her yerinden gelen uzay bilimciler dev teleskoplarla fezaya bakıyor, dev mikrofonlarla meçhulün sesini dinliyorlar. Gök kubbe öylesine saf ve duru ki, asırlardır burada çıplak gözle bile yıldızları gözlemlemiş insanlar.

 

Ay sathına benzeyen bu tuhaf yerde arkeologlar mikroskopla yere, gök bilimciler de teleskopla havaya bakadursun, bir grup kadın da burada bir şeyler arıyor. Yıllardır ellerinde kürek, dolaşan bu kadınlar, bizim Cumartesi annelerinin Şilili “kaderdaş”ları. Onlar, bu uçsuz bucaksız çölde, Pinochet döneminde “kaybedilen” gençlerin kemiklerinin peşindeler. Çünkü burası, cellatların kurbanları nesillerdir üstüste “yığdığı” uğursuz bir toprak.

 

Kızılderili soykırımıyla başlamış lanet. Ardından on dokuzuncu yüzyılda zengin yer altı hazinelerinin varlığı keşfedilince, köle gibi çalıştırılan ve otuzuna varmadan ölen maden işçilerine mezar olmuş. Şili’nin en büyük şairi Neruda’nın “yüzleri gibi bakışları da yanık” dediği madencilere yatakhaneler yapmışlar burada. Yetmişli yıllarda da Pinochet rejimi, o korkunç barakaları toplama kampına dönüştürmüş. O dönem burada kalmış olan siyasi tutuklular, “orada delirmediysek gökyüzü yere yakın olduğundandı” diye anlatır. Samanyolunun en net göründüğü nokta olan çölün ortasındaki toplama kampında arada bir kafalarını kaldırıp yıldızları gözlemleyebilmek dayanma gücü vermiş onlara.

 

Şili’de Pinochet rejimi sırasında eli bin kişinin işkence gördüğü söylenir. Bunların bir kısmı burada ölmüş, bir kısmı da başka şehirlerde öldürülüp bedenleri uçaktan bu çöle atılmış.

 

Sağlıklı yas tutabilmek için cenazesini kurda kuşa yem etmeden, inancına uygun bir şekilde uğurlayabilmek şart. Antik Yunan’dan antik Mısır’a, Sümerlerden Hindulara bir çok efsane bunu anlatır. “Mezarsız ölüler huzur bulmaz” der mitoloji. İyi uğurlanmamış ruhların, nesiller boyunca yaşayan ruhları mutsuz edeceğine inanılır bir çok kültürde. İşte bundandır, yas tutmak. Yas tutabilmek içindir, o kadınların bir kürekten medet umması. Bir parçasını olsun gömebilmek isterler sevdiklerinin.

 

Atacama çölünün uçsuz bucaksız ve kupkuru yüzeyinde bir kemik parçası aramak önce çok absürd gelse de, zaman zaman boş bir iş olmadığını görürsünüz. Nem oranı sıfır olduğundan toprak iyi korur cesetleri. Arada bir, bozulmamış bir kadın eli çıkar mesela. Sonra bir erkek burnu. Bir gün bir ayakkabı parçası. Bir diş, bir iskelet, bir tutam saç.

 

Yakınının bir « parçasını » bulduğuna inanabilenler şanslıdır. Şu cümleleri söyler onlar belgeselci Guzman’ın kamerasına:

 

“Bir şeyini bulmadan ölmek istemiyordum, bu çorabı bulduğumdan beri içim rahat.”

 

“Yirmi yıldır elimde kürek geziyorum. Artık yetmiş yaşıma geldiğim için çölde dolaşmak zor ama vazgeçmeyeceğim.”

 

“Keşke buradaki rasathanenin o koca teleskopları yerin altını da gösterse de, sevdiklerimizin bedenlerini bulabilsek. Yıldızlara teşekkür ederdim o zaman.”

 

“Biz Şili’nin leprasıyız.”

 

Anladınız mı şimdi o internet haberinde gördüğünüz çiçekler nasıl açtı orada. O nem oraya nasıl geldi?

 

Ellerinde küreklerle mezarsız ölülerini arayan kadınların gözyaşları açtırdı onları.

 

Kırk yıldır kemik arayan yaşlı kadınlar, Pinochet’nin koyduğu kürtaj yasağının kaldırıldığı gün, kızkardeşlerine hediye ettiler o çiçekleri.

 

O çiçekler ondan açtı.

 

O nem oraya öyle geldi.

 

 

commentaires

SONBAHAR

Publié le 27 Septembre 2017 par Sedef Ecer Turkce

Sezonu Korsika'nın Ajaccio şehrindeki Racines de Ciel Festivali ile açtım. Akdeniz'in bir çok ülkesinden yazar ve şairlerin katıldığı edebiyat festivalinin tiyatro yazarı tek konuğuydum. Türkiye'den başka bir yazar, Yiğit Bener de konuklar arasındaydı.

2016 İstanbul Festivali'nde Türkçe yapımını sunduğumuz E-mülteci oyunumun Fransızca yapımı E-passeur.com Ekim ayında önce Toulon Devlet Sahnesi, ardından Fransa Ulusal Göç Müzesi salonunda Fransız seyirciyle buluşuyor. Bir ara verdikten sonra, Mart ayında efsanevi Jean Vilar Tiyatrosunda yeniden seyirci karşısında olacağız. 
 

 

commentaires

Yaz haberleri

Publié le 18 Juillet 2017 par Sedef Ecer Turkce

 

Fransa'da Haziran ayında tiyatrolar bir sonraki sezonda programa aldıkları oyunları seyirciye tanıtan geceler düzenlerler. Oyunlarımın sergileneceği tüm tiyatroların gecelerine katılamadım ama Jean Vilar Tiyatrosu gecesinde sahneye çıktım. Toulon Devlet Sahnesi'nde sezonu açacak olan E-passeur.com adlı oyunum Mart 2018'de bu salonlarda ve Paris'te Ulusal Göç Müzesi'nde oynanacak:

https://www.theatre-suresnes.fr/2017-e-passeur-com

http://www.theatre-liberte.fr/evenements/2017-2018/762/e-passeur-com

Paris Créteil Üniversitesi'nin "Akdeniz'de mekanlar, bölgeler, hareketler" etüdü kapsamında incelediği metinler arasında 2009'da yazdığım À la périphérie de vardı.

http://www.europeanstraits.eu/News/Straits-highlighted-at-the-occasion-of-a-study-day-at-the-University-East-Paris-Creteil

Tüm sezon Aalen Şehir Tiyatrosu'nda oynanan oyunum Samstag in Europa son temsili Ulm Tiyatrosu'nda verdi.

https://theater-ulm.de/spielplan/stuecke/samstag-in-europa-ua.html

https://www.swr.de/swraktuell/bw/ulm/baden-wuerttembergische-theatertage-ulm-samstag-in-europa/-/id=1612/did=19764160/nid=1612/6n50p8/index.html

Yaratıcılarından birisi olduğum bir AB kültür projesi kapsamında La Belleviloise'da Belleville ile Karaköy semtlerinin kaderlerini karşılaştırdık:

http://www.labellevilloise.com/evenement/belleville-karakoy-regards-croises/

Koreograf Lisie Philip ile birlikte yazdığımız kamusal alan dans tiyatrosu La Ferme! Ocak ayında Fransa'nın prestijli eser sahipleri kurumu SACD ödülünü kazanmıştı. Avrupa'nın en kapsamlı "Kamusal Alanda Tiyatro Festivali" Chalon'un resmi seçkisinde, prömiyeri Temmuz ayında.

http://mosaique-paca.com/ANTIPODES

Paris, Stuttgart, Nice, 2 farklı yapımla İstanbul, NY, Hamburg ve farklı yapımlarla Fransa'nın bir çok kentinden sonra At the Periphery bu kez Evren Odcikin rejisiyle San Francisco'da.

http://www.goldenthread.org/programs/new-threads-2017/

https://www.brava.org

Geçen yıl resmi bölümüne (in) davetli olduğum Avignon Festivali'nde bu yıl Sorbonne 3 Tiyatro bölümünün davetlisi olarak katıldım. Tartışılan metinler arasında E-passeur.com adlı metnim de vardı.

http://chartreuse.org/site/rencontres-professionnelles-0

Fransa'nın en eski tiyatro festivali Bussang'daki efsanevi tiyatro Théâtre du Peuple, bu yaz 4. kez metinlerimi ağırlıyor. Fransız ve Alman gençlerden oluşan bir çalışma grubu E-passeur.com oyunum üzerine Fransızca ve Almanca doğaçlamalar hazırlarken, ben de Serpents adlı en yeni metnimi seyirci önüne çıkartacağım. 

http://www.mouvement.net/agenda/lagenda-du-21-au-27-juillet_1

http://www.theatredupeuple.com/images/estivales2017/Livret%202017%20BD.pdf

İlham verenler sitesine ilham vermişim:

http://ilhamverenler.com/sedef-ecer-yazar-yonetmen-oyuncu/

 

 

commentaires

ILKBAHAR OYUNLARI VE ETKINLIKLERI

Publié le 5 Avril 2017 par Sedef Ecer Turkce

Mart-Nisan-Mayıs yoğun:

1 Mart gecesi Fransa Yazarlar ve Besteciler Kurumu'nda oyunlarım hakkında yapılan gecenin yorumunu Aslı Ulusoy-Panutti'nin kaleminden CNN sütunlarında okuyabilirsiniz. link

Mart ayının bir güzel haberi de Lisie Philip'in koreografisini, Laurent Tamagno'nun müziklerini benim de kelimelerini yarattığım oyunumuzun Beaumarchais ödül-bursuna layık görülmesi oldu. Bu oyun Mart ayında Marsilya'da sergilendi, Temmuz ayından itibaren Fransa'nın en önemli sokak tiyatrosu festivali Chalon'da in'de (resmi bölümde) sahneye çıkacak. link 

İstanbul'da Kenardakiler Mert Öner rejisiyle, link  Almanya Aalen Şehir Tiyatrosunda da Samstag in Europa adlı oyunumuz Tine Brueggemann rejisiyle sergilenmeye devam ediyor. link

Bu ay çok önemli bir etkinlik olan Voix d'Orléans davetlileri arasındaydım. Dünyanın bir çok bölgesinden entelektüelleri bir araya getiren "karşılaşmalar" sanatçıların katıldığı bir yuvarlak masa ile kapanış yaptı. Ben de bu son toplantıda sahnede bulunan 4 davetli arasındaydım. link

İlk Fransızca oyunum Sur le Seuil de bu ay hem Saint-Etienne'de Diane Lentin yönetiminde, hem de Nice Üniveristesinde Lisie Philip yönetiminde tekrar sahneye çıktı. link

7-8 Nisan tarihlerinde Lady First adlı oyunum Metz Operasında Vincent Goethals rejisiyle sahneye çıkacak. Bir tiyatro yazarının hayal edebileceği en muhteşem plato bir opera sahnesidir desem abartmış olmam sanıyorum!  link

Nisan ayında ben de Brötanya Senfoni orkestrası müzisyenleri ve oyuncu-perküsyoncu Richard Dubelski ile Rennes şehrinde yepyeni bir oyunun provalarına başlamış olacağım.

Tüm bunlar sürerken, önümüzdeki sezonlar için hazırladığım projelerin yazı ya da prodüksiyon süreçleri de devam ediyor.

commentaires

CNN TURK: "Paris'te Sedef Ecer gecesi"

Publié le 24 Mars 2017 par Sedef Ecer Turkce

commentaires

2017'nin ilk yarısında sergilenen oyunlarım

Publié le 4 Février 2017 par Sedef Ecer Turkce

Ocak ayında Hamburger Kammerspiele'de usta yönetmen Hansgünther Heyme'in yönettiği Am Rand Almanca olarak sergilendi. http://hamburger-kammerspiele.de/programm/am-rand/

Şubat ayında İstanbul'da Kenardakiler (À la périphérie) Mert Öner rejisiyle sürüyor. http://www.toyistanbul.com

Aynı metin İngilizce olarak (At the Periphery) Portland'da Nobelli Elfriede Jelinek, J. Suryatmoko ve L. Alberto León Bacigalupo gibi yazarlarla Global Voices Lab'de sergileniyor: http://usa-eventer.com/event/global-voices-lab-for-international-plays-in-translation

25 Şubat'ta Saint Etienne'de genç yönetmen Diane Lentin Sur le seuil (Eşikte) adlı oyunumun prömiyerini yapacak.

Mart'ta Aalen Şehir Tiyatrosunda (Almanya) Dagrun Hitze ile birlikte yazdığımız, Tna Brüggemann'ın sahneye koyduğu Samstag in Europa (Avrupa'da bir Cumartesi) adlı oyunumuz sergilenecek. http://www.theateraalen.de/stage_plays/120

24 Mart'ta Lisie Philip'in sahnelediği dans tiyatrosu La Ferme ! ikinci kez seyirciyle buluşacak. Oyunun gerçek prömiyeri sonbaharda. http://compagnie-antipodes.com/work/la-ferme-des-animaux

Nisan ayında Lady First adlı oyunum Metz Operasında sergilenecek. Vincent Goethals'in yönettiği oyunun ilk kez bir opera salonunda oynanması büyük bir mutluluk kaynağı. http://opera.metzmetropole.fr/fr/la-saison/lady-first_-d.html#.WJV-9Hd7QlI

 

commentaires
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 > >>